Teknoloji

Marvel’s Wolverine – İnceleme

Şu an incelemekte olduğum oyunu o kadar uzun süre bekledim ki. Bunca senelik oyunculuk hayatımda hiçbir oyunu beklemediğim kadar. Hatta sırf Wolverine için almıştım şu PS5’i… Nihayet geldi işte, çat kapı bir Eylül akşamı karşımda buldum Wolverine’i. Onunla konuşmak istediğim o kadar fazla şey vardı ki, beraber iki bira içip anlatacağımız o kadar hikaye, dalga geçeceğimiz çok fazla olay. Birlikte yaşanmışlıklarımız çoktu, o 2005’te çıkan House of M çizgi romanında hatırlamıştı geçmişini ben de takribi 2002-2004 dönemlerinde onunla tanışmıştım. Yani Logan kendini bildi bileli ben de Logan’ı biliyordum.

Gel gör ki hayatta neye heves edip, beklerseniz sonunda hüsran peşinizi bırakmıyor. Murphy kanunları mı dersiniz ne dersiniz bilmiyorum. Zira karşımda bulduğum adam belki ismen Wolverine idi ama benim tanıdığım Wolverine değildi. Nasıl olsun ki?! Saçma sapan bir evrende, saçma sapan bir halde sadece adı ve tipi Wolverine olan bir parodi karakteri gibi çıktı karşıma. Bir Wolverine oyunu yapıp X-Men’den mahrum kalmak nasıl bir kepazeliktir. Yirmi seneyi aşkın süredir çok fazla Wolverine çizgi romanı okudum ama bu oyun kadar kötü bir hikayeye hiç denk gelmedim. Hani tüm bu olaylara çok kötü bir “What If” çizgi romanı olarak bakmak istesem bile durum çok kötüyü de aşıyor.

Keşke İyileşme Faktörüm Olsa

Söz konusu Wolverine olunca benim beklentilerim de biraz yüksek oluyor, kabul etmek lazım. Ancak oyunu oynadığım tarih itibariyle ilk incelemeler düşmüş, zaten çok da olumlu yorumlar yer almıyordu. Bu yüzden beklentilerimi gerçekten çok düşürüp başladım oynamaya. En azından Wolverine olarak biraz adam döver, şiş kebap yapar eğlenirim diye düşündüm. Gerçekten oyunda eğlendiğim, keyif aldığım zamanlar oldu. Dövüş sistemi PS2 dönemi gibi olduğu için alışması da ustalaşması da kolay. Wolverine olma hissiyatını bazen çok güzel bir şekilde yansıtıyor. Ancak bu nadiren gelen hissiyatların hemen ardından o kadar saçma sapan şeyler yaşanıyor ki bütün bazenleri çöpe atmaya yetiyor. Zira mütemadiyen bir vasatlık söz konusu.

Spider-Man’in ilk oyununu seviyorum, Insomniac ilk oyunu çok güzel yapmıştı. Ancak Wolverine hiçbir anlamda Spider-Man’e benzemiyor. İşin içine bir de klasik Sony formülü ve sinematik aksiyon girince karman çorman bir çorba çıkıyor ortaya. Wolverine çok zeki bir adam değil, zaten onu zekası için seven kimse de yok. Yine de buna rağmen Schism olayında sonuna kadar haklıydı da neyse… Zaten buradaki Wolverine normalden de gerizekalı. İlk bulduğumuzda aşırı klişe bir şekilde hafızasını kaybetmiş, 30 sene öncesini hatırlamıyor. Bir Xavier bekliyorsunuz doğal olarak bir X-MEN, bir kıvılcım. Onun yerine oyun size Nathaniel Essex veriyor. Onu da Xavier gibi konumlandırıyor ama tabii ki eşyanın tabiatına aykırı olduğu için balık en başından kokmaya başlıyor. Her türlü kokuyu alan bu oyundaki garip Logan bu kokuyu alamıyor.

Hikaye oldukça kötü anlamda garip bir şekilde ilerlemeye ve beni dehşete düşürmeye devam ediyor. Sabretooth ve Mystique ile dostluğumuzun geçmişine dair kısımlar açığa çıkıyor. James “Logan” Howlett ile Victor Creed’in ölümüne kankayız dediği bir zaman dilimi falan yaşanmış… Şu an yazarken bile biraz kalbim acıyor, nefesim tekliyor keşke benim de iyileşme faktörüm olsa diyorum. Sonra Kanada’da bir bakmışız Jean Grey diye birisi var. A-aaa ne kadar ilginç yeni tanıştığımız bu “kızıl” ile Wolverine arasında hemen bir kıvılcım çakıyor. Tabii ortada X-Men falan yok, Marvel Girl hak getire. Deri ceketli Jean Grey var, seversen diyip oyun önümüze atıyor. Jean’in tüm karakter gelişimi elinden alındığı için o da oyundaki tüm karakterler gibi bomboş birisi olarak karşımıza çıkıyor, benim de sinir katsayım yükseliyor.

Tanıdık Mekanlar, Tanıyamadık Yüzler

Oyunla ilgili fragmanlarda Kanada, Madripoor, Japonya falan görünce ne kadar heyecanlanmıştım. Ne kadar safmışım, ne naiflik ama! Oyun bizi gerçekten tüm bu mekanlara götürüyor. Lineer bir yapı olsa da çeyrek açık dünya bir yapıya sahip. Alanlarda Wolverine’in geçmişinden seslendirdiği anıları içeren (gerçek Wolverine’in değil bu, oyundaki adı Wolverine kendi yolverin olan arkadaşın) geçitleri buluyoruz. Bu geçitlerde birkaç farklı test var. Bazıları combat bazıları dümdüz koşup parkur yapma şeklinde. Ödülleri de hiçbir anlam ifade etmiyor. Sadece yüksek puan alınca Logan’a yeni özellikler açabiliyorsunuz, faydası bu olabilir.

Biz hepimiz gerizekalı olduğumuz için bu çeyrek açık dünyada kaybolabiliriz. Bu yüzden oyun sürekli elimizden tutuyor. Yetmiyor kıt zekasıyla, bu yeni nesil embesil Wolverine de durup durup “hmmm şu kamyonun içinde bir şey olabilir!” diyip bize yön vermeye çalışıyor. “Yahu dur bir hayatımda ilk defa bu kadar detaylı Madripoor görmüşüm, sana rağmen şurayı bir keşfedeyim” diyorsunuz ama oyun sizi dinlemiyor. Zaten keşfedilecek hiçbir şey de yok, bu odalar dışında kostüm açmaya yarayan materyal içeren kutular ve viski şişeleri var. Bu Wolverine ile benim gözümün nuru biricik Logan’ım arasındaki tek ortak nokta sanırım içki düşkünlüğü ama bu Logan içmeyi de beceremiyor…

Altı Pençe İle Yapılabilecekler

Dediğim gibi oyunun bana bazen keyif verdiği anlar sadece dövüş sekanslarında oldu. Ara sahnelerden uzak paldır küldür düşman keserken bazen gerçekten Wolverine gibi hissettim. İlk başlarda özellikler açılana kadar aşırı bayık olsa da sonradan eğlenceli kombolar ortaya çıkıyor. Özellikle Logan’ın düşman üzerine atlayıp berserk moduna geçtiği anlarda benim de gözümü hafiften kan bürümedi değil. Neyse ki maksimum 3 dalga düşman kestikten sonra inanılmaz kötü seslendirmesiyle Wolverine hemen bir şeyler söylüyor da bu gözünüzü kan bürümesi, yerine göz devirmeye bırakıyor…

Viski şişeleri ve Wolverine’in geçmiş parçalarıyla açılan özel yetenekler de dövüş tarzınızı etkiliyor. Örneğin düşman ataklarını savuşturdukça kare tuşuna atanan yeteneğin süresi kısalıyor, dodge attıkça yuvarlaktaki saldırının süresi kısalıyor. Bunlar da epey limitli, zaten oyunla ilgili çok fazla şey limitli hissettiriyor. Wolverine gerçekten yaptığı işin en iyisi ama oyunun yaptığı iş hiç hoş değil. Bir noktada ne hikmetse Wolverine uzaktan vuruş öğreniyor. Hulk’tan alıştığımız sonik saldırılar gibi pençelerini çapraz yapıp uzağa saldırı yapabiliyor. Hani bunu nerede gördünüz, nasıl düşündünüz bilmiyorum da keşke bir bilene sorsaydınız. Üç kuruşluk immersion keyfimizin de içine edilmesin diye bu uzaktan vuruş sistemini hiç kullanmadım.

Wolverine Defilesi

Şimdi oyunun GERÇEKTEN EN İYİ kısmından bahsedeyim biraz. Kostümler. Oyundaki kostüm seçenekleri gerçekten çok iyi. Bir Wolverine hayranı olarak beni aşırı tatmin eden bir seçkiye sahip. Her ne kadar ne giydirirseniz giydirin elinizdeki karakter Wolverine’den çok “herhangi bir adam” olmuş olsa da en azından bahsettiğim dövüş sekanslarında eğlenmek mümkün. Mesela Japonya’da bir gece görevine giderken X-Force kostümü giymek epey güzel hissettirdi, Logan ve Jean biraz daha az konuşsa, Essex de daha az araya girse birkaç milisaniyeliğine kendimi X-Men’in gerçekten var olduğu bir evrende zannedebilirdim.

Kostümlerin kendilerine ait özel güçleri yok ama çoğu kostümün kozmetik de olsa kendine ait bir pençe seti var. Kemik pençeli Wolverine, kıvrık pençeli Wolverine, alev pençeli Wolverine gibi şeyleri denemek de mümkün oluyor. Ben genelde kostümün kendine ait pençesi neyse onu denedim ama çoğu kostümde farklı pençe seçmek de mümkün. Oyunu bi ara klasik sarı kostüm + kemik pençeyle oynamak da güzel hissettirdi ama sonra neyse anladınız artık…

En Kötüsü Mü Bilmiyorum Ama Daha Kötüsü Yok

Hikaye ilerleyip oyunun en baş sahnesinden beri tahmin edilebilen aşırı ucuz senaryo dönümleri gerçekleştikçe içinizin bayılma sekansları da artıyor. Hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde oyun bu zamana kadar Wolverine külliyatında yer alan tüm klişeleri tek tek gözünüze soka soka kullanmaktan hiç kaçınmıyor. Hani şöyle bir düşünüyorum Wolverine diyince aklıma ilk gelen şeyler neler olurdu diye, HEPSİNİ bastıra bastıra içini boşalta boşalta kullanıyor oyun. Bunu yaparken de büyük bir iş yapmış gibi “BAKIN BAKIN NE ANLATICAM” demeyi ihmal etmiyor.

Oyunun sonunda ise bir devam oyunu için devasa bir açık kapı bırakmışlar. Zannetmişler ki biz harika bir iş yaptık, müthiş bir senaryo ve evren oluşturduk şimdi buna devamı için böyle bir hazırlık yapalım. Eğer Wolverine 2 gelirse -ki umarım gelmez- ne olacağını, nasıl olacağını ve nasıl biteceğini de şimdiden biliyorum. Gerçekten yazılmış en kötü Wolverine hikayesi mi bilmiyorum ama daha kötüsü yok, ondan eminim. Hatta bu oyun muhtemelen Marvel’ın oyun evreni dediği yerde geçiyor. Spider-Man ile aynı evren yani. Onun da ikinci oyunundaki kepazelikleri düşününce bunları bir araya getirip oynanabilir olarak; rezil edilmiş bir Jean Grey ve Mary Jane sekansları ile cinnet geçirme simülasyonu yapılabilir. Ne olur bu evren kendini imha etsin, Marvel bakın çoklu evren yok etmeyi pek bir seviyorsunuz Robert Downey’nin Doom’u ne olur şu oyun evrenine bir atom bombası falan atsın ve ortadan kalksın. Hadi Spider-Man kalıyorsa bile lütfen bu Wolverine’in yer aldığı Earth-Nothingness kayıplara karışsın…

♦ İnceleme puanlarımız ne anlama geliyor?

Kaynak: Şanlıurfa

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu